Hakan: Muhafız 2. Sezon Genel İncelemesi — İzleyiciler

Hakan: Muhafız 2. Sezon Genel İncelemesi

27 Nisan 2019

Netflix’in ilk Türk orijinal yapımı Hakan: Muhafız (The Protector), beklediğimiz ve umutlu olduğumuz bir yapımdı. Yayınlanan 1. sezon çok da hoşumuza gitmese de; daha yeni başladı, ısınma turları, 2. sezon daha iyi olabilir, gelecek var diye kendimizi telkin etmiştik. Ama yayınlanan bu yeni sezonla birlikte “ileriye gider” dediğimiz dizi 360 derece dönerek, “nereye gidiyor?” dediğimiz bir dizi oldu.

Elle tutulur bir yer arıyorum 2. sezonda ama o kadar yok ki. Her şey birbirine girmiş, mantık hatası gani gani, daha neler neler. Hadi birlikte bi’ bakalım.

2. sezon başladı ama 1. sezonun bittiği yerden değil.

Birinci sezon hatırlarsanız ölümsüzlerin uyanmasıyla ve Hakan, Leyla ve Zeynep’in mahsen gibi bir yerde, onlarla kalmasıyla başladı.

İkinci sezon itibariyle, oradan nasıl çıktıklarının cevabını bekliyorduk ama inanılmaz bir şekilde hiçbir sahne yer almadı. Nasıl mahsenden çıktılar ve Zeynep’i hastaneye götürdüler hiçbir sahne gösterilmedi. Hayret edilmesi gereken bir durum bu.

Sahneler arası bağlantı yok, olay örgüsü kurulmamış.

Kurgunun aşırı zayıf olduğu bu sezonda, sahneler birbiriyle bağlantısız. Olay örgüsü kurulmamış, her şey dağınık ve çata-pat ilerliyor. Hop bir sahne, hop başka bir sahne geliyor ekrana. Sahnelerin başlangıcı ve bitişi yok.

Hakan: Muhafız’ın elde var olan hikayesi, sezona asla iyi yayılamamış. Büyük boşluklar birbirini izliyor senaryoda. Sanki ikinci sezondaki senaryo, sezonu aradan çıkartmak adına yazılmış.

Karakterler zayıf kalmış ve bağlılıkları yok.

Senaryo gerçekten kan ağlıyor, bununla birlikte karakterler de hiç iyi yazılmamış. 1. sezonda da aynı hatalar vardı fakat bu kadar değildi. Yeni sezonda gerçekten karakterler çok kötü ele alınmış.

Karakterler bir sahneden diğer sahneye geçene kadar 360 derece dönüyor. Mesela Leyla’ya körkütük aşık olan Hakan iki bölüm sonra Zeynep’le işi pişiriyor. Faysal gidiyor yüzyıllardır ölümsüz olmasına rağmen sadık olanlarla iş birliği yapıyor. Bu adamlar yüzyıllardır birbirlerine düşmanken, tüm hikaye bunun üzerine kurulmuşken, bir anda işbirliği yapıyorlar.

Karakterlerin gelişimi de çok yavan, Hakan’ın bile karakter gelişimi yansıtılamıyor.

‘Kötüler neden kötü, neden dünyayı yok etmek istiyorlar?’ iyi verilememiş. Bu nedenle asla karakterle empati yapamıyoruz, bağ kuramıyoruz. Birileri ölüyor ama hiçbir duygu belirtisi olmuyor seyircide.

Oyunculuklar yetersiz.

Karakter kötü yazılınca oyuncularda, hiç içlerine girememiş. Birinci sezonda göze batmayan başroller, bu sezon oyunculuk namına bir şey ortaya koyamamış. Özellikle Çağatay Ulusoy kötü bir iş çıkarmış.

Kötü oyunculuklar, karakterleri ve diziyi karikatürize etmiş.

Özellikle bu ölümsüz ablamız, Piraye. Gerçekten hem karakter çok kötü yazılmış hem de oyunculuk yetersiz.

Ayrıca yıllardır uyuyan (ölü olan), bu ölümsüzler nasıl bu kadar kolay değişen dünyaya ayak uydurabiliyorlar. Konuşmaları dahi günümüzdeki gibi, bu adamlar kaç yıldır yatıyor yahu. Hiç mi geçmişten bir şey taşımazlar.

Sürekli yeni detaylar ve karakterler.

İkinci sezonda bir sürü yeni karakter katılıyor diziye ama hiçbir ön tanışma olmadan, çat diye beliriyorlar. Özellikle sadık olanların hikayeye bir katkısı yok ve aralarında geçen diyaloglar çok zayıf. Teker teker ölüyorlar ama onlarla bağlantı kuramadığımızdan bizim için bir ifade etmiyor.

Ölen karakter hemen bir sonraki sahnede unutulup gidiyor, hem izleyici için hem de dizideki karakterler için.

Normalde hikayede yeni ortaya çıkan detaylar ve gelişmeler, hikayeyi güçlendirir ve dallandırır. Fakat bir sürü detay ortaya çıkıyor hiç bilmediğimiz ve bu detaylarla beraber hikaye tepetaklak olup yeniden şekilleniyor.

Hakan bir ara “bi’ kahinimiz eksikti” diyor, aynen öyle gerçekten. Her bölüm, bir anda başka bir karakter çıkıyor.

Mantık hatalarını saymaya kalksak İstanbul’dan New York’a okyanus altından yol olur.

Dizide o kadar mantık hatası var ki, yani o kadar olur. Biz izleyiciler, normalde mantık hatalarını “aman dizi bu” deyip göz ardı edebiliyoruz ama bu sezondaki bu mantık hataları adamı kör eder.

Ölümsüz kanının, ele geçirme özelliği neden bilinmiyor? Hakan’ın abisini yetiştiren sadık olanlar, diğerlerine neden soyun başka varisi olduğunu söylememiş? Etkisini yitiren eşyalar Hakan’ın abisi ölmeden, nasıl Hakan’la Zeynep yakınlaşınca geri tılsımlanıyor? Gibi gibi çok fazla mantık zıtlaşması var.

Kolluk kuvvetleri çok etkisiz, kıyamet kopuyor ama poliste tık yok. Her Türk dizisinde gördüğümüz gibi.

Hakan, stadyumda polisin önünden elini kolunu sallayarak çıkıyor. ‘Aklandı mı, artık aranmıyor mu, polis ifadesini falan neden almıyor?’ bilemiyoruz. Sonra; Hakan tuvalete gitme bahanesiyle klişenin de klişesi bir sahneyle, akıl hastanesinden kaçıyor falan yani saymakla bitmez bu sahneler. Gerçekten diziye hasar veriyor bunlar, bir türlü hikayenin içine giremiyorsunuz.

Mekanlar iyi seçilmiş, kostümler kötü.

Birinci sezonda, iyi mekan seçimleri vardı. İkinci sezonda da bu devam etmiş. Özellikle mini meydan muhaberesinin geçtiği baraj lokasyonu iyi yerleştirilmiş. Zaten İstanbul’umuz mekanlarıyla ateş ediyor.

Dizideki mistik hava, kostümlere de etki etsin istenmiş ama kostümler gerçekten kötü seçilmiş.

Dövüş sahneleri amatörce.

Dövüş sahnesi açısından zengin diyebileceğimiz bu sezonda, bu sahneler gerçekten çok yavan. Bir-iki hareket var, onu da yayarak gösteriyorlar hiç iyi görünmüyor. Yakışmamış.

Kurgu ve akabinde ses miksajı iyi yapılmamış ayrıca sahne devamlılığında sıkıntılar var. Script Supervisor (Senaryo Denetçisi) iyi iş çıkaramamış.

Genel itibariyle…

Çok yazılacak şey var fakat uzatmak istemiyorum, sizin aklınıza gelen kısımlar varsa yorum bırakabilirsiniz. Maalesef dizinin yeni sezonu hiç olmamış. İzleyici kaybı yaşaması kaçınılmaz. Dizi gerilemiş, ilerleyeceği yerde. Teknik açıdan da şaşırtıcı şekilde birinci sezondan kötü. Keşke 1. sezonla 2. sezon birlikte çekilmeseymiş. Gelen yorumlarla dizi, iyi bir tarafa evrilebilirdi.

Artık yeni gelecek, ikinci orijinal Türk yapımı olacak Atiye (The Gift) dizisini bekliyoruz. O da Hakan: Muhafız kadar başarısız olursa, bizi üzer.

Bonus: Bu sahne komikti 😀

Yorumlar

“Hakan: Muhafız 2. Sezon Genel İncelemesi” için 13 cevap

  1. Grrace dedi ki:

    hakanın leyla leyla diyip ölmesinin ardından zeynepe yapışması peki jfjfjfxcv

  2. Turgut dedi ki:

    Zaten bu sadıkların olduğu mekan yolgeçen hanı anasını satayım. Ölümsüzler gömlek yokken bi saldırsa zaten muhafız falan kalmayacak.

  3. Fevzi dedi ki:

    çağatay ulusoy gerçekten çok kötü oynamış. 1.sezonda zaten replikler sırıtıyordu 2. sezonda bu sırıtmalar daha da fazla olmuş. üzüldüm 🙁

  4. Yunus Emre dedi ki:

    Çağatay fanı olamama rağmen cringe oldum.Çok çöp

  5. Dila dedi ki:

    Kostümler gerçekten çoook kötüydü katılıyorum güzelim Çağatay tesisatçı gibi takıldı. Kızlar zaten yine kötü giydirilmişti.

  6. Serkan Şanlıtürk dedi ki:

    Altı üstü bir dizi izle geç mantık hastaları hariç gayet güzel

  7. Uğur dedi ki:

    Ya reis bu nasıl bir inceleme be! Döktürmüşsün kral. Dediklerine imzamı atarım rahatladım valla.

  8. Hande dedi ki:

    Var olan senaryo potansiyelini gerçekten heba etmişler. Mantık hataları senaryonun %80’i resmen. Yeni karakterler dediğin gibi yavan ve gereksiz. Oyunculuklar berbat. İnşallah bundan ders alırlar da bir daha böyle gereksiz kötü işler izlemeyiz.

  9. fokbalığı dedi ki:

    yazık ettiler be diziye. oysa ki ne kadar umutluyduk. harcadınız be bizi :'(

  10. Uygar dedi ki:

    Bence çok üzerine gitmişsiniz ben beğendim şahsen

  11. Berke Şafak Ateş dedi ki:

    Çağatay’ın oyunculuğu hariç hepsine katılıyorum. Hakan karekterini kötü işlemişler. Ayrıca bu ölümsüzlerin hiç bi gücü yok çok sıradan insanlar çok kolay ölüyorlar.

  12. Ceren dedi ki:

    2.sezon 1. bölümde sadık olanlar arasında bir genç kız var fakat 2. bölümde kız tamamen yok oluyor ve bir daha görünmüyor. Dışarda 7 ölümsüz var deniyor fakat toplam 6 taneler. (Daha Leyla’nın ölümsüz olduğu bilinmiyor kaldı ki zaten Leyla yarı ölümlü)

  13. Hayal kırıklıği dedi ki:

    1.sezonu eh hadi ilk deneyim amerikan vari özenti olmuş dedim, aman Allah 2. Sezon felaket özentinin zirvesi olmuş.. yahu hintlisi, çinlisı, korelisi, almanı kendi özlerini yansıtan yapımlar yapıyorda, bizim yapımcı ve yönetmenler bu kadar diğer medeniyetler karşısında komplekse kapılıp bizim kültürümüzle hiç alakasız ve birilerine benzeme hastalığına kapılıyorlar. Tam tersi 2000 yıllik bir kültür ve bir çok gerçek destansı kahramanlarımız varken, adamların marvel vari karton kahramanlarına özenti duyup kopyalamaya çalışıyoruz ki aslı varken kopya hiç hoş olmuyor. Okan yalabık hariç tüm oyuncular vasat.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgini Çekebilecekler